Mart ayı’nda yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı

Mart ayı bu coğrafyada yaşayan Yurtseverler, Aleviler, Devrimci Demokratlar için hüzün ayıdır. Egemenler tarafından yoğun bir şekilde devam eden saldırılar sonucu, Mart ayında pek çok güzel insanımız, devrimci değerimiz erken bir şekilde aramızdan ayrılmak durumunda kalmıştır. 8 Mart ve Newroz’u bir yana koyarsak, Mart ayından geriye kalan acıdır, hüzündür, kan ve gözyaşıdır… Mart ayında bir yıldız gibi kayıp gidenlerin bize bıraktığı miras ise; onursuzluğa karşı isyan, teslimiyete karşı ölümüne direniştir!
Devrimci 78’liler Federasyonu ve 68’liler Dayanışma Derneği, her yıl Mart ayında aramızdan erken ayrılanlar için yaptığı anmaya, 12 Mart 2013’de saat: 12:30’da, Kızılay’da İnsan Hakları Anıtı önünde bir yenisini daha ekledi.
Gerçekleştirilen etkinlikte;
►İstanbul Üniversitesinde (16 Mart 1978) faşist saldırıya hedef olan 7 devrimci genç,
►12 Eylül Faşist Cuntası’nın kurduğu idam sehpalarında (13 Mart 1982) direnişin gür sesleri; Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun ve Necati Vardar,
►Amed zindanlarında onursuzluğa bedeniyle direnişin fitilini ateşleyen (21 Mart 1982) Mazlum Doğan,
►Egemenlerin insanlıkdışı uygulamalarına karşı Amed zindanında bedenini ölüm orucuna feda eden (3 ve 5 Mart 1984) Orhan Keskin (3 Mart 1984) ve Cemal Arat,
►Halepçe’de, Saddam rejimince kimyasal silah sulanılarak (16 Mart 1988) katledilen 5000 Kürt yurttaş,
►İstanbul Gazi ve Ümraniye Mahallelerinde kontrgerillanın hedefi (12 Mart 1995) olan 18 Alevi yurttaş,
►Esad rejimince Kamışlı’da (12 Mart 2004) öldürülen 29 Kürt ve 4 Arap yurttaş sevgi, saygı ve özlemle anıldılar.
►12 Mart darbesiyle ülkemizin geleceğini karartan, emekçi halklarımıza kan kusturan darbeciler ise (12 Mart 1971) anmaya katılanlarca lanetlendiler.

Saat: 12:30’da saygı duruşuyla başlayan anma programının ortak metnini sanatçı Mehmet ÖZER okudu; 
“Bugün, emperyalistlerin ve işbirlikçi egemenlerin soygun ve sömürü çarklarını döndürebilmesi için 12 Mart 1971 Askeri faşist darbesi eliyle, ülkeye, halka, devrimcilere yönelik baskıların 42. yıl dönümü” diyerek konuşmasına başlayan ÖZER, yapısal ekonomik ve siyasal istikrarsızlıkları derinleşen, toplumsal muhalefet yükselip devrimci mücadele boy verip yeşermeye başladığında 12 Mart 1971’de faşist cuntanın egemenler adına siyasal iktidara el koyduğunu söyledi. ÖZER, egemenlerin çıkarlarını ve isteklerini süngü gücüyle yerine getirirken, direnenleri, sosyalizmin ve halkın yiğit önderlerini; Denizleri idam sehpalarında, Mahirleri Kızıldere’de, İbrahimleri işkencede, Sinanları, Ulaşları dağlarda, sokaklarda katlettiklerini kaydetti. Emekçilerin, aydınların, sanatçıların, bilim insanlarının, gazetecilerin, öğrencilerin, askeri faşist cuntanın hıncından nasibini aldıklarını ifade eden ÖZER, cezaevlerinin, işkencehanelerin, karakolların, spor salonlarının tıka basa doldurulduğunu hatırlattı. 12 Martlardan 12 Eylüllere doğru 42 yıldır devam eden darbe düzeninin, olağanüstü hal rejimlerini, yeni darbe girişimlerini, Susurluk, Şemdinli, Botaş’taki ölüm kuyuları ve Ergenekonları, balyoz darbe planlarını da bugünlere taşıdığını ifade eden ÖZER,  emperyalizmle bütünleşmiş kontrgerillanın sinsi plan ve provokasyonlarının yeni katliamlarla, tutuklamalarla sürdüğüne işaret etti. Sosyalizm ve demokrasi mücadelesinin açık kalmış bu hesabı kapanmadıkça, cunta geleneği ve doğurduğu kirli ilişkilerin, faili meçhul cinayetlerin, emek ve demokrasi güçlerine dönük saldırıların ve katliamların süreceğini vurguladı.  
 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencilerin üzerine bomba atarak, 7 öğrencinin ölümüne, onlarca öğrencinin yaralanmasına neden olan faşist katliamın hala kapanmayan hesabının da 35. yılında olduğumuzu hatırlatan ÖZER, konuşmasına diğer katliamları sayarak devam etti.   “Bahçelievler, Piyangotepe, Maraş, Sivas, Çorum katliamları gibi, bu katliam da, faşist hareketin kitle imhasına yönelik karakterini iyice açığa çıkaran en belirgin örneklerindendir.“ 
16 Mart Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürüldüğünü, faili meçhullerin derin kuyularında bir katliam daha gizlerken katillerin bir kez daha ödüllendirildiğini belirten ÖZER, üzeri örtülen bu kirli, kanlı tarihi gün ışığına çıkarıp hesabını sormak devrimcilerin boynunun borcu olduğunu hatırlatarak, bu katliamın yıldönümü olan 16 Mart tarihinin Antifaşist öğrenci günü olarak ilan edilmesini istedi. “13 Mart 1982’de İzmir’de idam edilen devrimci mücadelenin yiğit neferleri Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar’ın katledilmelerinin de 31. yılında” olduğumuzu hatırlatan ÖZER, 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı direnen devrimcilerin belki yenildiklerini ama bugünkü kuşaklara adları onurla anılan büyük bir mücadele mirası bıraktıklarına işaret etti. Her birinin bir devrim meşalesi olduğunu, idam sehpalarına emperyalizme ve faşizme karşı başları dik bir şekilde yürüdüklerini söyleyen ÖZER, Diyarbakır zindanındaki devrimcilerinde örnek mücadele ve direnişleriyle destanlar yazdıklarını vurguladı. 21 Mart 1982 tarihinde Newroz ateşini kendi hücresinde yakarak ölümsüzlüğe giden Mazlum Doğan’ı anımsatan ÖZER, 2 ve 5 Mart 1984 tarihlerinde ölüm orucunda ölümsüzleşen Cemal Arat ve Orhan Keskin’i de unutmadı.  
12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde,  İstanbul’da Alevilerin yoğun olduğu Gazi Mahallesi’nde, Kontrgerilla timinin şoförünü öldürerek gasp ettiği ticari taksiyle kahvehaneleri taradığını, bu saldırıda Halil Kaya adlı Alevi dedesinin hayatını kaybettiğini, 5’i ağır 25 kişinin yaralandığını belirten ÖZER, bu insanlıkdışı katliamı Ümraniye’ye de protesto edenlerin üzerine polislerce kurşun yağdırıldığını ve bunun sonucunda da Gazi’de 12, Ümraniye’de 5 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. ÖZER, Gazi katliamının sorumlularının da devletin şefkatli kolları arasında ödüllendirildiklerini hatırlattı. 
ÖZER, 16 Mart 1988’de Irak’ta, Saddam’ın emriyle, 5000 Kürdün kimyasal bombalarla yok edildiğini, Halepçe katliamı adıyla bilinen bu insanlıkdışı vahşetinde 25. yılına girildiğini kaydetti. 12 Mart 2004 tarihinde bir başka katliamın da Suriye’nin Kamışlı kentinde gerçekleştiğini hatırlatan ÖZER, futbol maçı sırasında çıkan olaylarda ilk gün 8 kişinin yaşamını yitirdiğini, yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenine saldıran Baas güçlerinin kenti kana buladığını ve ölü sayısının 52 kişiye çıktığını ve binlerce insanın da yaralandığını ifade etti.“12 Martlardan, idamlardan, katliamlardan süzülerek gelen sosyalist mücadele tarihimizin özveri dolu sayfaları bize umudun, direnişin ve haklılığın kazanacağını bir kez daha haber veriyor” diyen ÖZER, Mart ayının katliamlar ayı olduğunu vurgulayarak, aynı zamanda 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü ile 21 Mart’ta kutlanan Ortadoğu halklarının Newroz bayramına dikkat çekti. Barışın ve demokrasinin bu coğrafyaya anasını ak sütü kadar helal olduğunu, bu mücadelenin dahada yükseltildiği bu günlerde egemenlerin kaybedeceğini ve devrimcilerin kazanacağını vurgulayan ÖZER, “Barış kazanacak. Demokrasi kazanacak. Sosyalizm kazanacak” diyerek konuşmasının sonuna doğru yaklaştı. Darbe düzeninin kurumsal bir güç olarak yeniden ortaya çıkmaması için askeri vesayet rejiminin tasfiye edilmesini, darbe ve muhtıraların hesabının mutlaka  sorulmasını isteyen ÖZER şunları söyledi; “12 Eylül Anayasası lağvedilmeli, yerine katılımcı ve demokratik bir Anayasa yapılmalıdır. Darbecilerin rütbeleri sökülmeli, unvanları geri alınmalı, malvarlıklarına el konulmalı, darbe yargılamaları tüm sonuçları ile yok sayılmalı, darbelerden zarar görenlerin zararları tazmin edilmeli, devlet adına özür dilenmelidir. Vatandaşlıktan çıkartılanlar kayıtsız şartsız vatandaşlığa geri alınmalı, cezaevinde yatılan süreler sigortalılığa sayılmalı, on yıl ve üzeri yatanlar süreye bakılmaksızın derhal emekliye ayrılmalıdır.” ÖZER sözlerini; “Kahrolsun faşizm!  Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun Şovenizm! Devrim için düşenler onurumuzdur. Gün gelecek devran dönecek darbeciler halka hesap verecek!” sloganlarıyla tamamladı. 
Yapılan anmada, “DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR – GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK DARBECİLER HALKA HESAP VERECEK – DEVRİM ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR” sloganları haykırıldı ve yaşanan katliamlarla ilgili dövizler taşındı. Devrimci 78′liler Federasyonu ve 68′liler Dayanışma Derneğince ortak düzenlenen etkinliğe; Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Samut KARABULUT, EMEP Ankara İl Başkanı İlke IŞIK SAĞDIÇ, BDP Ankara İl Eş Başkanı Ahmet ADAY, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı Başkanı Emel SUNGUR, İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz MENDİLLİOĞLU ve yazar Temel DEMİRER’de katıldı.
12 Mart 2013.Yılmaz Kızılırmak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s