YALANI YENEN “ÖLÜMSÜZ”: KAYPAKKAYA[*]



“yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,//
anlamak gideni ve gelmekte olanı.”[1]
İbrahim Kaypakkaya’yı, “Yalanı yenen ölümsüz,” diye tanımlayan; Onu “övmek”ten “ceza”landırılan[2] biri olarak sorularınızı hızla yanıtlarsam…
1) Açılan Kaypakkaya davaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Kimilerine “şaşırtıcı” gelecek olsa da, “doğal” buluyorum…
Baskı, egemenlerin doğasına mündemiç! Hele hele bu David Gardner ile Daniel Dombey’in, “Erdoğan iktidarında otoriterlik bulutları yoğunlaşırken, Türkiye’de pek çok kişi de kendini beğenmişliğin ilk kokularını almaya başladı,”[3]notunu düştüğü AKP saldırganlığıyla karakterize olunca, çizgiler daha da netleşiyor…
Nihayet konu İbrahim Kaypakka’ya olunca da, egemen baskı fütursuzca amansızlaşıyor!
Uzağa gitmeye gerek yok!
Evrim Konak, Tuğçe Özgül, Deniz Kırbağ, Hıdır Yıldız, Murat Kur vd’lerine reva görülen “ceza”ların ağırlığı ile “suçlamalar”ın komikliği belleklerimizde hâlâ…
Ya -yakında “nefes aldığı” için cezalandırılması muhtemel- Pınar Sağ! Veya ötekiler…
Neymiş efendim? “Suçu ve suçlu”yu övmek, vs…
İyi de “suç” ne? “Suçlu” kim?
Eğer “İbrahim Kaypakkaya ‘suçlu’dur!” diyorsanız; insanları bunu için “yargılayıp, ceza” veriyorsanız; bu mümkün ve doğru değil…
Çünkü İbrahim Kaypakkaya için kesinleşmiş bir “ceza” ya da mahkeme kararı yoktur! O, Diyarbakır zindanlarında yargılanmadan katledilmiştir!
Konuyla ilgili olarak hatırlatayım: M.Ö.’sine (1792-1750) dayanan Hammurabi Yasaları’nın 5’incisinde şunlar denir: “Eğer bir yargıç bir davaya bakar ve bir karara varırsa verdiği hükmü yazılı olarak takdim eder…”
M.S. 2000’li yıllarda İbrahim Kaypakkaya hakkında yazılı bir karar olmadığı hâlde Onun üzerinden “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” cezalandırılıyor!
O hâlde sormak gerek: “Suçu” sabit olmayan birisi hakkında, nasıl olurda “suçluyu övmek” fillinden söz edebilirsiniz? Bu mümkün mü? Eğer varolduğu gibi, “mümkün”se, bu egemenlerin keyfiliğinden başka ne olabilir ki?
“Eğer egemenler açısından hukuk var ise,” kaydını düşerek aktarayım: Yalçın Bayer, “Bir hukuk terimi olmaktan önce, adalet, hakka uygunluk, haklılık, hakkı gözetme ve doğruluktur,” der ve ekler: “Olması gereken hukuk, akla, vicdana ve ahlâka dayanır.”
Yeri gelmişken; hemen belirteyim: Genel de Türk(iye) hukuk(suzluğ)u ve özelde de İbrahim Kaypakkaya davalarında egemen hukuk, akla, vicdana ve ahlâka dayanmaz; olup bit(mey)en hepimiz/ herkese bir kez daha; Mevlana’nın, “Hiqûqa herî xerab, tirsandina bêsûcan e/ Hukukun en kötüsü, suçsuzu korkutandır”; Montaigne’nin, “Yasalardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?”; Gazali’nin, “Akıl susunca düşünce durur. Düşünce durunca hareket durur. Hareketsizlik çürümenin eşiğidir,” sözlerini anımsatıyor…
2) Sizce bu davaların açılma sebepleri nelerdir?
Gayet basit: İbrahim Kaypakkaya’nın, F. Engels’in, “Ne akıl meşalesiydi ki bu sönen, ne yürekti, o artık çarpmayan,” sözlerini anımsatan bir devrimci olması…
Resmi ideolojiye karşı dik duruşu, baş eğmezliğiyle İbrahim Kaypakkaya’nın düzen içine çekilemeyip, ehlileştirilememesi onun zikredildiği davaları sürekli gündem maddesi kılar…
Çünkü İbrahim Kaypakkaya’nın düşünce ve davranışları, sol memesinin altındaki cevahirin kararmadığı herkese Adnan Yücel’in, “… devleşen bir öfkenin/ Ve sınırlar ötesi bir özlemin/ Bildirisi okunurken her gün/ Her saat, her dakika,/ Can çekişen/ Bir çağı yaşıyoruz dünyada,” dizelerini anımsattığı için egemenlerin nefret ve şiddetine maruz kalır hep…
Çünkü İbrahim Kaypakkaya ezilenlere, “Rüyaların yapıldığı madden yapılmalıyız biz ve uykuyla çevrilidir küçücük hayatımız,” diyen William Shakespeare’i hatırlatan devrimci bir gelenektir…
Egemenler devrimcileri ve onların pusulası olan devrimci bir kalıttan nefret ederler…
Tarih bunun örnekleriyle doludur…
3) Yaklaşan 18 Mayıs süreci ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Fikret Başkaya’nın, “Kapitalizm, ücretli emek sömürüsüne dayanan, yegâne ereği kâr etmek ve kârı artırmak olan, canlı olan her şeyi ölü nesnelere, metalara dönüştüren, kullanım değerinin yerini değişim değerinin aldığı, var olabilmek ve varlığını sürdürebilmek için sürekli büyümek zorunda olan, toplumun temel üretici güçlerinin ve yaşam araçlarının dar bir sermaye sınıfının elinde olduğu, her türlü ahlâki değere yabancılaşmış [ahlâk dışı değil, ahlâksız], parasal ve maddi olan, hesaplanabilir-ölçülebilir olan dışında hiçbir insani değere itibar etmeyen, eşyanın onu üreten insandan daha değerli sayıldığı, ekonomik olanın, politik, sosyal ve kültürel olanın önüne geçtiği, araçlarla amaçların ters-yüz olduğu, öküzün arabanın arkasına koşulduğu… tuhaf bir uygarlıktır,”[4] diye tarif ettiği bir çürümenin ortasında İbrahim Kaypakkaya’nın devrimci kalıtı, ezilenler eşitlik ve özgürlükçü başka bir dünyanın mümkün olduğunu, bunun için de tek yolun ezilenlerin tavizsiz mücadelesi olduğunu öğretirken…
Sadece bununla da sınırlı kalmaz; hepimize Nâzım Hikmet’in, “Hayır, gelecek günler için gökten âyet gelmedi bize./ Onu biz kendimiz vaadettik kendimize”; Pascal’ın, “Gücü yaratan düşüncedir”; Balzac’ın, “Duristî milkekî giranbuhaye, li cem mirovên kêm nayê dîtin/ Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz”; Hugo’nun, “Herkes ölür ama, herkes gerçekten yaşamaz!”; Camus’nün, “Ya zamanla birlikte yaşar ölürsünüz, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsınız,” sözlerini anımsatır…
Onun için ölümsüzdür; her zaman ki gibi ve bu 18 Mayıs’ta da; sonsuza değin Kaypakkaya…
6 Mayıs 2012 19:28:15, Ankara.
N O T L A R
[*] Halkın Günlüğü, Yıl:2, No:38, 20-30 Mayıs 2012…
[1] Nâzım Hikmet.
[2] Temel DemirerHak(sızlık), Hukuk(suzluk) mu? “Suçumuz İnsan Olmak”!, Kardelen Yay., Nisan 2009.
[3] David Gardner-Daniel Dombey, “Erdoğan’ın Türkiyesi: Daha Kavgacı Bir Yönetim”, The Financial Times, 28 Mart 2012.
[4] Fikret Başkaya, Yeni Paradigmayı Oluşturmak, Özgür Üniversite Yay., 2011, s.84.


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s