YIKILASI ZİNDANLAR(IMIZ)IN GERÇEĞİ[*]S.ÖZBUDUN T.DEMIRER

“Rastî, ji dereng ketinê hez nake.”[1] Michel Foucault’nun, “Hapishane, iktidarların sopası olmuştur tarihte”; Leo Tolstoy’un, “Bir devlet hapishanelerinden anlaşılır,” sözleriyle betimlediği zindanlar, insan doğasına aykırı korkunç yerlerken; Anton Çehov’a göre da toplum tarihi, insanları nasıl hapsettiğimizin tarihidir. Bir iktidar aygıtı olan (c)ezaevleri, egemenler tarafından öç alma mekanizmaları olarak kullanılır. Örneğin IRA’lı Bobby Sands’e yaptıkları gibi……

YIKILMAK İSTENEN HEYKEL DEĞIL, İNSANÎ İRADEDIR![*]

“Korkunun kaynağı bilgisizliktir!”[1] Hani Louis Bourgeois’ın, “Heykelim bedenimdir. Bedenim heykelimdir”; Rodin’in, “Heykel, taşın içinde zaten var; ben sadece fazlalıkları atıyorum,” diye betimlediği… Bertrand Russell’ın, “Matematikte yalnızca gerçek değil, yetkin bir güzellik de vardır; heykeldeki gibi, soğuk ve yalın bir güzellik,” notunu düştüğü… “Kimileri”nin ise “put” diye zemmettiği heykel… İslâmi-muhafazakâr Türk(iye) milliyetçiliğinin nefret ettiği sanat dalı……

12 EYLÜL -32 YIL GEÇSE DE!- BUGÜNDÜR; AKP’DIR[1]

“Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle.”[2] 12 Eylül -son kertede- bugünün, hemen şimdinin, AKP’li neo-liberal Türkiye’nin suretidir. Tespitim kimilerine, “Evren’i yargılıyorlar” yalanının parçası olan neo-liberallere, “Yetmez ama evet”çilere şaşırtıcı gelebilir. Ancak izin versinler de, açıklayıp, somutu ile aktarayım. Öncelikle bir şeyin altını çizmeliyim: 12 Eylül hep karşıdevrimci şiddet, baskı, terör, işkence,…

YAZMAK-NIHAI KERTEDE- EYLEMDIR[*]

“Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız deli kalırız.”[1] “Qelem zimanê aqil e/ Kalem aklın dilidir,” der Miguel de Cervantes… Çok doğru. Ancak Firdevsi’nin, “Ham düşünceleri, ancak akıl pişirir,” sözünü eklersek doğru daha da güçlenir. Tabii, yazmanın bir eylem olduğunu asla ve kesinlikle unutmadan… Evet, evet tam da böyle… “O da neden” mi? “Yazmak, nihai kertede eylemdir,” derdi…

“ESKİ(YEN) STATÜKO”DAN GELECE(KSİZLİ)ĞİNE ORTADOĞU[*]

“Öyle şeyler görürsün ki, ‘neden’ dersin. Ama ben hiç olmamış şeyler hayal ederim ve ‘neden olmasın’ derim.”[1] Ortadoğu konusunda yazmak, konuşmak “somut veriler” netleşirken kolaylaşmıyor, aksine güçleşiyor. Çünkü “veriler”, binlerce unsurun çatışmasıyla her an farklılaşıyor, farklılaştırıyor. Her şeyin mümkün olduğu Ortadoğu’daki karmaşa, “Ne zaman birşey yapmaya kalkışırsanız, mutlaka öncelikle yapmanız gereken başka birşey vardır”… “Hiçbir…